Ve yeni bir hırsızlık macerasının içinde bulduk kendimizi bugün.
Yine şahsımıza münhasır bir senaryo tabiki :)
Olay şöyle gelişti: Giriş katta oturduğumuz için insanlar kapıyı çalmadan önce hep pencereden iletişim kuruyor bizimle ki biz buna sinir oluyoruz. Bugün de bu hırsız anneme seslenip Hocam evde mi demiş. Annem de babamın arkadaşı zannetmiş kapıyı açmış. Sonra da evin kapısını açmış. Kafasını çevirip babama seslenirken de hırsız vestiyerde duran ablamın çantasını alıp gitmiş. Komik olan bu olayın bu şekilde geliştiğini anlamamızın uzun sürmesi. Babam gelip hani nerde arkadaşım diyor, ortada insan yok. Sonra biz olaya müdahale edip kim gelmiş, nerde, hangi kapıyı açtın, anne gerçek miydi rüya mı gibi bir ton soru soruyoruz. Annem evin kapsını da açtım deyince ablam çantam nerde diyor. Sonra bakıyoruz yok. Hemen telefon ediyorum ablamın cebine, meşgule düşürülüp kapatılıyor. Tatatatataaaaaaaa e hırsız gelmiş oluyoruz. Hemen polisler ve bankalar aranıyor. Polis geliyor, soruyor: çantada ne vardı. Cüzdan, kimlikler, kartlar, araba anahtarı, cep telefonu ve para olarak da 10 kuruş! İşte parasızlık bu kez yüzümüze gülüyor ve umduğunu bulamayan hırsız yakındaki parktaki çöpe atıyor çantayı. Telefonu da beğenmemiş 60-80 YTLlik bir şey zira. Burdan ne sonuç çıkıyor, öyle pahalı telefonlara sahip olmak çok yanlış, bir de cüzdanda para taşımak da pek zararlı.
Çantayı çöpten kağıt toplayan bir genç bulmuş ve devriyeye teslim etmiş. Onu da getirdiler karakola. O üstü başı dökülürken çöp toplayıp para kazanmaya çalışıyor, öteki üstü başı düzgün insan da milletin saflığından yararlanıp eşyalarını çalıyor. Tipik bir senaryo aslında. Yolsuzlukları yapanlar da zaten hali hazırda parası olan zengin insanlar değil mi?
01 Ağustos 2008 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
3 comments:
aaa, olayin gerceklesme sekli cok basit ama korkunc... hamide teyze acmasin kimselere kapiyi :(
cok gecmis olsun...
ay cok sasirdim valla
gecmisler olsun
ne gicik hirsizmis
di mi!
saol canımcım
Yorum Gönder