Sevgili tezimin teslimine yaklaşık 25 gün kaldığı için tüm zevkli etkinliklerden elimi eteğimi çekip tezime yoğunlaştım. Ama ne yoğunlaşma, tam bir insan üstü vites ya da yumurta kapıda vitesi halindeyim. İyi de oldu. Baya yol aldım. Ancak bugün bir ara verdim. Çok yoruldum, tükendim zira. Dün bitirdiğim bir bölümün kontrolünü yapıp Hocama göndereyim diye karar aldığımdan bir de sabah erkenden hastaneye gidip gün almamız gerektiğinden uyumayayım dedim. Tabi ablam da bana eşlik etti. Ve her zamanki gibi bir senaryoyu yaşadık beraber. Şimdi merak ettiğim neden insanın işi olunca uykusu geliyor da işi olmayınca bir türlü gelmiyor, yatakta dönüp duruyor, gözleri habire kendiliğinden açılıyor falan? Neden hakkaten ya? Neyse yine son zamanlara göre daha başarılı bir performansla uyanık kalmayı başardık, eskiden nasıl da sabahlardık günlerce. Aslında onlar da bir işe yaramazdı ya! Zira uykusuz beyin bir yere kadar akıllı uslu çalışıyor sonrasında saçmalama şeklinde hayatına devam ediyor. Hatırlıyorum Sözüm sanıyorum beş gün stüdyoda sabahlamış ve tabiki bundan övünerek bahsetmişti, benim rekorum üçtü galiba. Ne kadar da komik olurduk sabahlayınca, bir nevi sarhoş insan salaklığında hallerimiz olurdu. En zoru da eve dönmek olurdu çünkü otobüse binince bir türlü o gözler açık kalmaz, kafa dik durmaz, iki saniyede uyku alemine girer otobüsün frenleriyle uyanıp uyanıp ne geldim mi, nerdeyim stresi yaşardım.
Neyse, bundan daha önemli bir sorum ve de sorunum var esasesen! Yahu bizim bu sağlık sistemini hangi kusura bakmayın ama gerizekalı tasarlamış? Kafayı yedirtiyor bana her seferinde. Geçen ay anneme gün almak için gitti ablam hastaneye neymiş efendim bir aylık günler sadece ayın belli bir gününde veriliyormuş, o ayınki bitmiş, 28 Temmuz'da gelmeliymişiz (tabiki bu uygulama web sitesinde falan yer almıyor). Bugün 28 Temmuz, aman ha unutmayalım, yok erken gidelim falan diye binbir tane şey düşünüp gittik. Bu arada erkenden kastım hakkaten erken 6-7 gibi. Zira insanlar taaa bilmem nerelerden gelip sabahın daha açmadığı saatlerde sıraya giriyor. Neyse biz o kadar erkenci olamadık saat 8'de gittik. Tabiki bir dolu sıra oluşmuş bile. Ancak biz de boşuna gitmişiz çünkü konuyla ilgili görüş alınan Hoca tatile çıkıyomuş o yüzden bu ay boyunca gün verilmiyormuş. Aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa! Komik olan zaten biz o hocaya sonuç göstermiyoruz başkasına gösteriyoruz, yani o olsa da olmasa da ondan rapor mapor istemiyoruz. Ne saçma yahu. Binbir kişiye bu durum anlatılsa da kuraldır çiğnenmez düz mantığıyla yaklaşan insanları bir türlü ikna edemedik. Sonuç, bu hayır cevabı için bir buçuk saatlik bir hastane turu yaşadık.
Dönerken de yine Gökçek'in kavşak fetişiyle karşılaştık. Adamın kavşaklara karşı bir ilgisi alakası ve kıskançlığı söz konusu sanırsam. Bir kere TCDDnin oraya yine bir alt geçit yapmış, çok gerekliydi ya. Sonra da ilerden Bahçeliye dönülen kavşağı kapatıp Kazım Karabekir'e vermiş. Niye yapmış bunu anlamdım ama uzunca bir yolu sırf geri dönmek için gitmek zorunda kalıyorsun çok sinir bozucu. Ama sanırım bir biz bilmiyoruz herkesin evinin arkasında bir petrol kuyusunun olduğunu zira Ankara trafiği tamamen kavşaktan dönme ne olur bak taaaaaaaaa ilerde küçük bir dönemeç var ya da git şurda bir sekiz çiz iyice yak benzinleri mantığıyla kurgulanmış durumda. Gerçekten biri bu adamı durdursa artık! Ankara halkı mesela!
Facebook'taki Anti Melig gökçek grubumuza bekleriz herkesi. En azından insan içini döküyor. İlerde bir aktivite haline de geçebiliriz tabiki!
28 Temmuz 2008 Pazartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 comments:
Yorum Gönder